Logomu yeniledim.
Ama önce şunu sormak isterim: bir mimarın en sevdiği detay nedir?
Kapı.
Bir mekânın başladığı yer değildir kapı; mekânın size “buyrun” dediği yerdir. Eşik. Davet. Geçiş.
Yeni logoma bakın: bir çerçeve, bir kapı kanadı ve açılışın izini taşıyan bir nokta dizisi. Aslında bu, AutoCAD’de bir yayı çizerken ekranda gördüğünüz ön izlemedir — bir kararın daha alınmadan görünür hâle gelmiş hâli. Tasarım dediğimiz şey, biraz da o noktaların doğru yere konmasıdır.
Şimdi detaylar:
Çerçevenin içindeki boşluk bilinçli — orası, akademiye gelen herkesin kendine dolduracağı yer.
Noktaların aralığı eşit; çünkü bir eğitmen, öğrencisinin her adımına eşit özen göstermek zorundadır.
“emretimur” siyah, “akademi” mavi — kişi ile kurumun aynı boyda durması tesadüf değil. Biri diğerinin gölgesinde değil.
Yazı tipi Schibsted Grotesk. Modern bir grotesk; ne mühendis kadar steril, ne sanatçı kadar esnek. Akademinin tam ortasında durur: ciddi ama sıcak. Açık karakter formları sayesinde hem ekranda hem baskıda nefes alır.
Mavi tonu kobalt. Çünkü mimarın iki ezelî zemini de mavidir: gökyüzü ve teknik çizim kâğıdı (blueprint). Otorite ile gelenek aynı renkte buluşur. Royal’in soğukluğuna kaçmadan, akademik bir ağırbaşlılık.
Üç hizmet dalını virgülle değil dik çizgiyle ayırdım:
tasarım | eğitim | danışmanlık.
Çünkü hem planda hem hizmette duvarlar net olmalı.
Logoyu yeniledim, evet. Ama asıl yenilediğim şey “detay”a verdiğim sözdür.
20+ yıllık pratiğimde öğrendiğim tek bir şey varsa o da şu:
Bir mimarı tanımak istiyorsanız, çizdiği kapıya bakın.

Bir Cevap Yazın